Alıntı'nın kralı.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alıntı'nın kralı.. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2011 Salı

Bloğuma Dokunma !

Sevgili Vesselam paylaşmıs ben de olduğu gibi paylaşıyorum...


Bugün Güne Kötü Başlamışızda Haberimiz Yokmuş Daha Demin Telıme Bi Blog Arkadaşım Msj Attı Öyle Haberim Oldu :s Enteresan Durum Hiç Bi Şiddet veya Farklı Bi Amaçla Bloga Yazılar Yazmıyoruz.

Kim Farklı Amaçla Yazılar Güdüyorsa O Kişilerin Blogları Kapanmalıdır Asıl Hak Olan Bu.. Yani O Kadar Kişin'in Emeğine Bu Blog K
..apama Olayı Olamaz !

Kınıyorum Hiç Hoş Bişey Değil Bi İki Kişinin Yüzünden Bloglar Kapanamaz..  Tüm Kullanıcı Blog Arkadaşlarımı Protestoya Destek Vermelerini İstiyorum


Ayrıca Blog Yedeklemesi Yapmak İsterseniz Şu blogda Anlatılmış,
Yapa Bilirsiniz..
----------------------------------------------------------------

Google'ın ücretsiz blog servisi Blogspot'a erişim Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.01.2011 tarih ve 2011/156 D iş sayılı kararı ile engellendi.


Daha önce de Digitürk'ün şikayeti ile engenlenen Blgospot.com sitesine erişimin engellenmesiyle ilgili Superonline twitter hesabından açıklama yaptı.


Superonline'ın açıklamalası;
"Blogspot.com, Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.01.2011 tarih ve 2011/156 D iş sayılı kararına istinaden engellenmiştir. Blogspot.com'un kapatılması mevcut tüm servis sağlayıcılarını kapsayan yasal bir zorunluluktur. " 


İŞTE ENGELLEMENİN YANSIMALARI BÖYLE OLACAK
Superonline tarafından yapılan açıklamada bu engellemenin muhtemel etkileri olarak şunlar sıralandı;
- Google web sitesine erişimde sorun yaşanması,
- Google analytics, Google maps gibi Google uygulamalarını kullanan portal veya web sitelerinde erişimlerin yavaşlaması,
- Google Toolbar yüklü bilgisayarlarda bazı sitelere yavaş erişme,
- Web siteleri dahilinde "google search" kullanan alan adlarına erişimde yavaşlama,
- Firmanıza ait Google uygulamalarıyla entegre ya da Google Search'a dayalı bir takım uygulamalarınızın bu erişim kısıtlamasından etkilenmesi söz konusu olabilecektir.
Google servislerinde yaşanabilecek yavaşlık ve erişim zorluklarının Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından yayınlanan karar sebebi ile yaşandığını, bu durumun Superonline alt yapısından kaynaklanmadığını bilgilerinize sunarız. 


SANAL ALEMDE "BLOG'UMA DOKUNMA" HAREKETİ BAŞLADI
Blogspot'un kapatılması ve tüm site kapatmalarına karşı büyük bir tepki oluşumu da hemen başladı. Twitter ve Facebook'ta "blogumadokunma" ismiyle yapılan paylaşımlar ve videolarla başlayan tepkiler büyümeye devam ediyor. Twitter'da şuan "blogumadokunma" etiketi trend konularda ilk sıraya yerleşmiş durumda.


Şu anda bloglara erişimler sadece yurtdışı çıkışlı serverlar aracılığıyla gerçekleştirilebiliyor.

8 Eylül 2010 Çarşamba

Savaşın Bayramsız Çocukları

Onlar savaşın çocukları
Çatlamış dudakları, mavi gökyüzü kadar bıkkın gözleri, yok olmuş umutları kadar
taptaze bedenleriyle öylece uzanırlar yollarda. Doldurur çığlıkları bir zamanlar
çelik çomak oynadıkları dar sokakları.


Onlar savaşın çocukları...
Dünyanın dört bir tarafında hep aynı gülüşle veda ederler bu yaşaması yasak dünyaya.
Ne olup bittiğini anlamadan, sevdalara salmadan yüreklerini, kahbece öldürülürler
biryerlerde.

Onlar savaşın çocukları..
Doğduklarında tanışırlar analarının kurumuş memelerindeki açlıkla. Asla tatmadıkları
yiyeceklerin resimlerine bakar kara gözleri.

Onlar savaşın çocukları...
Adını bilmeden, adını koymadan severler. Yaşatırlar o küçücük yüreklerinde bu koca
dünyaya sığdıramadıkları sevdalarını. Yayarken sımsıcacık bedenleri soğuk taşların
üzerinde, gökyüzünde güneş olur yüreklerinin ateşi.

Onlar savaşın çocukları...
Misketleri kovanlardan, saklanbaçları siperlerde, ilk bakışmaları camlarda, ilk
sevişmeleri yıkık harabeler arasında. Hiç bilmezler yeşil ormanları, baharlarda açan
binbir renkli çiçekleri.


Onlar savaşın çocukları...
Birbirlerine seslenirler yarınlar dolu ismleriyle. Barış, Umut, Güneş... oysa hiç
tanımazlar griden başka renk, siyahtan başka isim.

Onlar savaşın çocukları...
Filistinli, Iraklı, Türk, Kürt, Arap... hepsinin adı da aynı. Hepsi de aynı
gökyüzünü paylaşıyorlar, bir avuç toprağı paylaşamayanların inadına...

5 Şubat 2010 Cuma

Kapan..

Adresime gelen bir mail.. paylaştım gitti :)


Duvardaki catlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karisinin bir paket actiklarini gordu "Icinde yiyecek mi var?'" derken Bir baktı ki fare kapanı!!.

Hemen bahceye kosup, alarmi verdi : Evde kapan var! Evde kapan var!'

Tavuk gidaklayip ,kafayi kaldirdi ve,'Bay fare", bu sizin icin ciddi bir sorun olsa da sahsen, beni ilgilendiren bir tarafi yok ne yazik ki! .Fare donup bu sefer domuzcuga, "Evde kapan var,evde kapan var"! dedi.

Domuzcuk konuyla ilgilendi ama, kendi hesabina 'Uzgunum bay fare, vah, vah emin ol senin icin dua edecegim" dedi.Fare bu kez öküze yoneldi: "Evde kapan var!""Evde kapan var!" diye bagirdi nefes nefese.

Öküz: 'Wow, Bay Fare, Senin icin uzuldu,ama burnumu sokacagim bir sey degil.'dedi.
E farenin de basini egip, gitmekten baska caresi kalmamisti...yalnizlik ve terkedilmislik hisleri icinde, fare kapani ile artik....tek basina basa cikmaya calisacakti!. O aksam evde, alisilmamis bir ses duyuldu. Sanki bir kapan, avinin uzerine kapanmisti.Sese kosan cifcinin karisi, karanlikta kapana, zehirli bir yilanın kuyrugu kaptirdigini gormemis.Yilan da onu isirmisti..Ciftci karisini hastaneye kosturdu, Karisi eve atesli dondu.E atesli insana ne verilir?? sicacik bir tavuk corbasi!!!. Tavuk acilen pisirilmis!Ama kadin hala iyilesmiyormus,Eee ,es dost ahbap, gelince hasta ziyaretine, ciftci de sofraya domuzcugu cikarmak zorunda kalmis!!!. Ama ciftcinin karisi iyilesmemis;ölmus!!!!!.Aman ne kalabalik gelmis cenazeye, ne kalabalik!!! Bu sefer de konuklari,
doyurmak icin kesilen okuz olmus.... Fareye de olan biteni deliginin ardindan izlemek kalmis!....
Onun icin bir daha,seni ilgilendirmeyen bir sorun karsina cikarsa... bir dusun!!! Birimiz tehdit altindaysak,hepimiz risk altindayiz.Bu hayat denen yolculukta Birlikte yol almaktayiz..
Birbirimizi kollayip, guc ve guven paylasmaliyiz.
UNUTMAYIN. . . . .
HEPIMIZ, BIRBIRIMIZIN HALI TEZGAHINDA
HAYATI ONEMI OLAN IPLIKLERİZ!!!!
VE SOYLE YA DA BOYLE,
HAYATLARIMIZ BIRLIKTE DOKUNUYOR.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Pırlanta…

Adresime gelen bir mail..


Vaktiyle ergin bir meslek erbabı, yıllarca yanında yetiştirdiği çırağını imtihan etmek ister.
Onun eline iri bir pırlanta verip: 'Oğlum' der' Bunu al, önüne gelen esnafa göster,
kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster.
Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.'
Çırak, elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve 'Şunu alır mısınız?' diye sorar.
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra:
'Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın' der. Çırak teşekkür edip çıkar.
Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü olarak semerciye gider: 'Buna ne verirsiniz?' diye sorar. Semerci şöyle bir bakar,
'Bu...' der 'benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.'
Çırak en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar.
'Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?' diye hayretle bağırır ve hemen ilave eder.
'Buna kaç lira istiyorsun?'
Çırak sorar: 'Siz ne veriyorsunuz?' 'Ne istiyorsan veririm.' Çırak, 'Hayır veremem.' diye
taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: 'Ne olur bunu bana sat.
Dükkanımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.' Çırak 'emanet olduğunu, satmaya yetkili
olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini' anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Meslek erbabının yanına dönen çırak büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.'Bundan ne anladın?' diye sorar.
Çırağının verdiği cevap çok doğrudur:
“Bir şey, ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.””
Her zaman değerinizi bilenlerin yanınızda olması dileğiyle...

13 Ocak 2010 Çarşamba

Baba..



Baba!
her yılbaşında
sana söyleyecek
bir tek
sözüm var :
Seni ne kadar çok seversem
o kadar
çok olsun ömründen geçen yıllar..."

Baba!
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm, ne ölüm, ne korku
başımı eğemez!
Yalnız senin elini öpmek için
eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım...

N.H.R

7 Ocak 2010 Perşembe

Yoksulluk Dizboyu..

Sevgili Öykü paylaşmış gördüm bende paylaşayım dedim.
Affına sığınarak değiştirmeden alıntı yaptım.

Sevgili Başak Son dönemde yapılan agır zamları protesto eden bı eylem baslatmıs..Hepımızı yakından ılgılendıren bu yazıyı okumak ısteyenler için

LÜTFEN TIKLAYIN

1 Ocak 2010 Cuma

e-mail..

Adresime gelen bir e-mail e çok güldüm ve hemen paylaşıverdim yalan da değil yani....


Bana 2009 yılında şans ve para sözü veren mesaj zincirlerini gönderen tüm arkadaşlarıma sesleniyorum:
İşe yaramadı..
Bu nedenle yeni yılda nakit göndermenizi rica ederim.. Teşekkürler :P

23 Aralık 2009 Çarşamba

Kahve..


-Her kahve aynı tadı taşımaz..
Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona göre değişir
-Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü,en sevdiğin dostun ağlarken içtiğin kahvenin tadı kederlidir..Kahve telvesine yüreğinin acısı karışır
-Bir pazar öğle sonrası annenin ''hadi bir kahve yap da içelim'' dediği kahve huzurludur..Köpükler annenin göz bebeklerine yansır...Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir..
-Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma çabasıdır..Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın..çıktığın an uyuyakalırsın ferahlıktır ..
-Dostlarla içilen kahve neşelidir..Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer..
-Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır.. Acıdır tadı..Ama garip de bir keyfi lezzeti vardır..
-Baban için yaptığın kahve sevgi doludur..Çay bardağında, az şekerli..Kahve gibi görünmez sana..Ama sıcaktır dumanı tüter kokusu büyülüdür..
-Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve başkadır..Isıtır insanın içini..
-Yorgun olduğunda içtiğin kahve hafifletir seni..Kendine getirir,unutturur günün ağırlığını..
-Kahve aynı kahvedir belki köpüğüyle, rengiyle,dumanıyla aynı kahvedir ama içilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadları değişir her kahve aynı değildir bu yüzden..

Kahve dostluktur,arada bakılan fallardır,hatırdır 40 yıl unutulmayan..

21 Aralık 2009 Pazartesi

Bardak ve Çaydanlık..


Ne kadar kibirli dursa da
Bardağın önünde eğilir çaydanlık
Öyleyse bu büyüklenme niye?
Bu kibir bu gurur niçin?
Mütevazi ol, hatta bir adım bile geçme gurur kapısından;
Bardağı insan bunun için öper daima alnından…
Erkin VAHIDOV

18 Aralık 2009 Cuma

Gözlerin..


Bir denizdir gözlerin
köpüren dalgalardır sevdamın kumsalında
Heyecanımdır,tiryakiliğimdir gözlerin
kaçınılmaz, usanılmaz çünkü dayanılmaz güzel
ve korkumdur gözlerin yitmekte var uçurumunda
bağlanmakta zincirlerine şiir gibi şarkı gibi özlenen mektup gibi
Bir sıcaklık gözlerin gözlerini çok özledim....

Bunlar da ilginizi çekebilir :

Related Posts with Thumbnails